• 09 Kasım 2019, Cumartesi 20:59
EVRENERGÜL

EVREN ERGÜL

DOĞAYA SAHİP ÇIKALIM

Günümüzde herkes ormanlaştırmanın hatta ormanı bırakın bir ağacın bile dünya için ne kadar önemli olduğunu iyice kavradı mı? Bence kavradı.

Ormanlarımızda çıkan her yangın yüreğimizi yakıyor bizi derinden üzüyor di mi?

Hektar hektar yanan ormanlık alanları, ormanlarda yaşayan hayvanların acı çeken görüntülerini izledikçe içimiz parçalanıyor biliyorum.

Ya sonra? Unutuyoruz. Çok çabuk unutuyoruz hem de.

Peki size hayatınızda kaç ağaç diktiniz ya da organize bir ekiple dağlara veya en yakındaki bir alana düzenlenen kaç ağaç dikimine katıldınız diye soracak olsam ne cevap verirdiniz?

Büyük bir çoğunluğunuz katılmadığınızı söyleyeceksiniz. Ben birkaç küçük etkinliğe katıldım ama vicdanen rahat mıyım? Tabi ki hayır!

Hele bugün bazı istatistikleri okuyunca durumun ciddiyetini daha iyi anladım.

- Günümüzde bir insan için dünya üzerinde yaklaşık 7 ağaç kesiliyormuş ki bu da 49 milyar ağaç demek.  Sadece sigara için yılda 100 milyon ağaç kesiliyormuş. Bunu okuyunca sigaraya savaş açan her kurum ve kuruluşu da kutlayıverdim içimden tabi.. Her nefes alışımızda dünyada 185,186 hektar yani 1.851.860 metre kare alan yok oluyormuş. Alın size dünyanın sonu senaryosu.

Tamam 21.yüzyıla girerken hepimiz biliyorduk bu yüzyılın kentlerin yüzyılı olacağını. Sorun kent dediğimizde sadece betonu algılamamız. Orman sadece ağaçların bir arada bulunduğu bir mekan olmadığı gibi kentler de sadece bina, sokak ve park toplamından ibaret değillerdir. Nasıl ki toprak, ot, kuş, çiçek, güneş ışığı, dökülen kuru yapraklar, hayvanlar, yağmur, rüzgar ormana dahil ise, okul, hastane, kedi, köpek, ağaç, rüzgar, gürültü, asfalt, yağmur, kar, atık da kente dahildir.

Kent tasarımı insanın biyolojik ve kültürel ihtiyaçlarını olduğu kadar bu tür, canlı ya da cansız, ekolojik

bileşenleri ve karşılıklı etkileşimlerini de göz önünde bulundurarak hayata geçirilmelidir.

Geldik zurnanın zırt dediği yere küresel ısınma, doğal afetler bizi her geçen gün daha zorluyor. Lamı cimi yok doğaya sahip çıkmak zorundayız bu cepte zaten. Ama bunun yanı sıra eğer çocuklarımızın geleceğini düşünüyorsak doğayı, ormanı, betonu ve insanı uyum içinde bir araya getirebilen melez kent kavramı ile tanışmalıyız. Deprem riskinin çok yüksek olduğu ülkemizde kentsel dönüşüm anlayışını ve uygulamalarını ekolojik tabanlı melez kent anlayışına dönüşmek zorundayız.

Haydi şimdi herkesi ikametgahlarını, iş yerlerini, yeşil alanları ve sokakları kapsayan bireysel ağaçlandırma çalışması yapmak için kolları sıvasın.

Dışarı çıkın.

Havalar hala çok güzel. 

Gözünüze bir yer kestirin ve bitkilendirme planınızı kendiniz yapın.

İster bahçenize, binanızın önüne ya da sokağınızda uygun bir alana ağaç dikin ister balkonunuza ya da evinizin çatısına beğendiğiniz çiçek ve bitkilerden oluşan seralar kurun.

Beyler bayanlar çünkü doğaya şimdi sahip çıkmazsak yok olup gideceğiz.

Kimbilir belki bir gün Belediyeler de bu konuyu önemser ve Park ve Bahçeler Müdürlükleri aracılığı ile arayan vatandaşları ağaçlandırma, bitki yetiştirme gibi konularda bilgi ve destek alabilecekleri bir danışma hattı oluştururlar.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


GÜVEN
yukarı çık