• 12 Kasım 2022, Cumartesi 22:10
GölgE ADAM

GölgE ADAM

BAHTSIZ GÜZELLER

Türk Sineması’nın talihsiz kadını Feri Cansel’den söz etmek istiyorum… O iri gözleri,düzgün,fiziği ve muhteşem güzelliğiyle 70’li yıllara damgasını vuran bir oyuncuydu… Ancak hayatının en verimli dönemlerinde sevgilisi tarafından öldürülmüştü…Şimdi dilerseniz size kısaca Feri Cansel’i ve  O korkunç cinayeti anlatmaya çalışayım…

1944'te dünyaya gelen Feri Cansel yani gerçek adıyla Feriha, Türkçeyi Kıbrıs şivesiyle konuşan, sempatik ve açık sözlü biriydi her daim. Üstelik İngiltere vatandaşıydı. Aileden hem Kıbrıs ile hem de İngiltere ile bağlantısı vardı. Çok kültürlülük içinde büyümüştü. Londra'da bir kuaförde manikür ve pedikür yaparak atılmıştı hayata. Genç yaşta hayatın sert yüzüyle karşılaşmak durumda kaldı. Evlendi, ayrıldı. Ancak bu birliktelikten Zümrüt isimli bir kız çocuğu oldu. En değerli varlığıydı. Türkiye'ye bir turist olarak gelerek burada kaçak olarak çalışmaya başladı. Üstelik İstanbul'un gözde mekanı Parisien'de içki hostesiydi.

Kıbrıslı bir arkadaşıyla bir evde kirada oturuyordu bir yandan. Sıkı bir çevre edinmeye başlayan Feriha'nın gözleri kamaştıran güzelliğinin dikkat çekmesi an meselesiydi. Ve oldu da. Kendisini Nedim Otyam'ın 1964'te çektiği "Kan ve Gurur" filminde buldu. Afişlerde adı bazen Cansel, bazen Fericansel olarak geçiyordu.

Avuçları içine aldığı bu fırsatı çok iyi değerlendiren Feriha yani bundan sonra anılacak ismiyle "Feri", ilk yıllarında onlarca filmde oynadıktan sonra 1969'da Yılmaz Güney'in yazıp yönettiği "Bir Çirkin Adam" da üne, şana ve şöhrete kavuşmuştu. Hatta Çirkin Kral'la bu dobra ve doğal kadın arasında aşk belirtileri vardı. Ancak olmadı. Ama sinemada artık aranan bir kadındı. Bundan sonra kendisini Ayhan Işık'la, Sadri Alışık'la, Cüneyt Arkın'la yan yana aynı filmlerde buldu. Turist Ömer'den Malkoçoğlu'na artık Feri Yeşilçam'ın gözde güzellerindendi.

1971'de Feriha Tuzcu adıyla Beyoğlu Evlendirme Dairesinde magazin basınına göre tüccar, kimilerine göre şoför, kapalı kapılar ardında süren dedikodulara göre bir apartman görevlisi ile formalite evliliği yapmıştı. Artık Türkiye vatandaşıydı. Tarık Akan ve Gülşen Bubikoğlu'nun romantik komedilerini anımsatan bu anlaşmalı "Evcilik Oyunu", 3 ay sonunda bitti. Ama sonu onlar gibi değildi. 1974'te şiddetli bir trafik kazası geçirdi. Hayatındaki ilk ciddi darbelerden birini yemişti. Geçirdiği sağlık muayenesinde göğüs kanseri riskine karşı göğüslerindeki silikonları aldırmak durumunda kaldı. Ekstra bir hamleye ihtiyacı zaten yoktu güzel olmak için, fazlasıyla baş döndürücüydü.

1974'e kadar çektiği onlarca filmde erkeksi tavırları ve küfürlü konuşmaları, kendi gibi doğal oluşu, bir yandan çekici güzelliği ve sempatisiyle insanları güldüren bir şuh kadındı, yani neşeli. Çizdiği bu imaj zamanla basının da rolüyle aşırı seksi, güzel ve karizmatik anlamlarını taşıyan "vamp kadın" çizgisine dönmeye başlamıştı. Ankaralı bir iş adamı olan Yusuf Tereyağlıoğlu ile bir aşk yaşamaya başladı. Gerçek aşkı bulduğunu sanmıştı. Ancak 1976'da başlayan bu evlilik üç yılın sonunda hüsranla bitti.

1970'lerin ortalarından itibaren Yeşilçam'da bir akım halini alan cinsel içerikli film kuşağında pek çok sanatçı elini eteğini çekerken dünyaca ünlü Emmanuelle serisine gönderme yapacak biçimde Feri'ye Kasımpaşalı Emmanuelle adı takılmıştı. Feri, cinsel içerikli film kuşağında rol almaya devam etti. 1974-1979 yılları arasında neredeyse her yıl ortama 4-5 cinsel içerikli filmde oynayan Feri; Arzu Okay, Zerrin Doğan, Figen Han ve Melek Görgün gibi isimlerle birlikte bu kuşağın en çok izlenen, aranan ve sevilen yıldızı oldu.

Özellikle 1975'lerden itibaren kariyerinin adeta zirvesindeydi. Ancak özel hayatında bir türlü gerçek aşkı yakalayamamıştı. Ses dergileri gibi tüm magazin ve haftasonu dergilerinde onun adı manşetlerdeydi. Yaş sınırlamasının henüz sinema salonlarına uğramadığı yıllarda adeta bir kuşağın düşlerini süslüyordu. Dönemin genç kızlarının odalarında nasıl Tarık Akan'ın, Alain Delon'un posterleri asılıysa erkeklerin odalarını Feri'nin resimleri süslerdi.

Hayatına son sevgilisi olacak olan kişi girdi. İzmirli iş adamı Melih Kemal Ük'tü. Feri'nin kızı Zümrüt'ün dediği gibi birbirlerini çok sevmişlerdi. Hatta Ük, bir kızı olsun istiyordu. Ük evliydi ama aşk engel dinlemedi. Adını Zümrüt koydukları Moda'daki bir marketi Feri'den habersiz satınca çiftin arasına soğukluk girmişti. Ve her şey o trajik 1983 gecesine geldi çattı.

Cihangir'deki evinde bir yandan şarkı söyleyip mekanlarda sahneye çıkan Feri, Bursa'dan aldığı 13 milyonluk sahne teklifini kabul etmiş ve bu programa hazırlanır olmuştu. Kızı Zümrüt, arkadaşı Songül, yakın dostu Seyfi Dursunoğlu yani nam-ı değer Huysuz Virjin ile bir akşam geçiriyorlardı. Sohbet ettikleri esnada gece 23.00'te kapı çalındı. Gelen Melih Kemal Ük'tü. Kızı Zümrüt'ün anlattıklarından birebir aktaran Agah Özgüç'ün aktarımıyla:

"Annem bazı şahsi eşyalarını almak için gelen Melih'le tartışırken ben odamdan çıktım. Annem ağlıyordu. Bir ara içeri girdim. Melih'in elinde silah vardı. Önce şakayla annemi korkuttuğunu sanmıştım. Silah sesleriyle içeri tekrar girdiğimde annemin duvara sürtünerek yere düştüğünü gördüm...Tekrar silah patladı ve şuursuzca annemin üzerine kapandığımı hatırlıyorum. Bu ara namludan çıkan kurşunlardan biri alnımı sıyırarak geçmişti. "

Kızı Zümrüt odaya girdiğinde belki de hayatındaki en korkunç sahneyle karşı karşıyaydı. Onun dünyasını, hüznünü, yaşadığı travmayı hiç bir zaman bilemeyeceğiz ve anlayamayacağız belki de. Bir Yeşilçam aksiyon sahnesi değildi, kötü ve karanlık bir gerçekti bu. Feri Cansel kanlar içinde yerde yatarken Zümrüt'ün de yüzü kana bulanmıştı. Melih Kemal Ük, cinayetin ardından evden kaçarak kayıplara karıştı, ardında acı bir hayat bırakarak.

Feri Cansel, şakağından vurulmak suretiyle bir cinayete kurban gitti. Hastaneye kaldırıldığında iç kanama sebebiyle hayatını kaybettiği ifade edildi. Günlerce bu şok haber gazetelerin baş sayfalarında yer aldı. Sevgilisinin silahından çıkan kurşunla cinayete kurban giden 39 yaşındaki Feri Cansel'in cüzdanından çıkan Melih Kemal Ük'ün 3 yaşındaki resmi olaya bambaşka bir dramatik boyut kazandırıyordu.

Günler sonra Moda'da yakalanan Ük, önce 25 yılla yargılanmış ardından "hafifletici sebepler" ile 15 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Çıkartılan bir genel af sayesinde 7 yıl demir parmaklıkların ardında kaldıktan sonra özgürlüğüne kavuştu.  120 küsür filmin yıldızı olan bu güzel yıldızın hayatı dramatik biçimde sonlandıktan sonra İstanbul'da kendisi için düzenlenen bir anmanın ardından Kıbrıs-Lefkoşa mezarlığında toprağa verildi. 39 yıllık hayata yokluk, mücadele, azim, şan şöhret, çok sevdiği kızı Zümrüt, hüzünlü aşklar ve trajik bir cinayet sığmıştı.

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık