İstanbul
BIST10895.25
DOLAR32.1877
EURO34.9574
ALTIN2503.5
BTC/USD69669.74
MURAT AVCI

MURAT AVCI

Mail: avci.murat@gmail.com

DOSTLUKLARIN OLDUĞU YILLARI ÖZLÜYORUM

DOSTLUKLARIN OLDUĞU YILLARI ÖZLÜYORUM

Ahhhh ki ne ah… Sevgili dostlar, her geçen gün geçmiş yıllarımızı arar olduk. O eski günlerin o güzel günlerini anımsadıkça gözlerim doluyor. Hep “nerde o eski …” diye başlayan özlem dolu konuşmaları çok duyuyoruz artık. Eski neden özlenir ki? Eskiden hayat bir başka güzel, insanî ilişkiler bir başka değerli, örf ve adetler çok daha önemliymiş. Aileler ise çekirdek değil, geniş aileydi. Küçücük evlere çocuklar, torunlar sığarken şimdilerde koca koca apartman dairelerine kimse sığmıyor artık. Mahalleler/ köyler genellikle bir cami etrafında oluşurdu…

Ramazan ayı hazırlıkları Müslümanların “Kutsal ayı” olarak bilinen Ramazan Ayından önce il, ilçe, kasaba ve  köylerde bir hazırlığın olduğu görülürdü. Kış aylarına gelen Ramazan ayı ile yaz aylarında gelen Ramazan ayı için insanların yapacağı hazırlıklar arasında farklı çalışmaları gözleniyordu. Yıl boyunca akşam yenen yemeklerle Ramazan ayı boyunca yenecek yemekler arasında farklılık vardı. Yazın gün boyu aç olarak çalışma yorgunluğundan sonra beslenmenin de önemi vardır. Aile ekonomik gücüne göre 11 ayda alamayacağı gıdaları bu ayda almaya çalışırdı.

Ramazan ayının başlamasıyla lokantalar, kahvehaneler iftar saatine kadar kapalı tutulurdu. Açık lokantaların camları da gazete ile kapatılırdı. İçeride yemek yiyen vatandaşların görünmemesi için yapılan bir işlemdi bu. Oruç tutan insanlara saygıydı… Ya şimdi…

Sahurda davulcular sokaklarda ahenkli ahenkli tokmak vurur herkesi ayağa kaldırırdı. Oruç tutanlar tok tutsun diye çoğunlukla erişte pilavı, hoşaf ve tahinli ekmek yerdi. İftarda pide yemek adetti. Fırınların önünde uzun kuyruklar oluşur, akşam olunca top atılır şehir hafifçe bir sallanırdı. Aynı anda ezanlar okunurken radyodan İftar duası okunurdu… Radyoda bu duayı okuyan kişinin duygulu ve içli sesi bizleri sanki uçsuz bucaksız bir huzur içine götürürdü.

Zeytin, peynir, sucuk, hurma ile oruç açılır; daha sonra çorba ve yemek yenir, arkasından gülsuyu dökülmüş güllaç gelirdi. Çocuklar yarım gün süren “tekne orucu” tutar babalar bunu iftar vakti iki buçuk liraya satın alırlardı… Bir gün eş, dost, akraba ertesi gün fakir-fukara yemeğe çağrılır, yemekten sonra teravih namazına gidilirdi. Büyükler ziyaret edilip hediyeler götürülürdü. Bir evde aç varsa tok yatılmazdı. Bir evde cenaze varsa müzik çalınmazdı. İnsanın insan gibi olduğu zamanlardı… Ramazan sadakaydı, zekâttı, namazdı ve Kur’andı. Ve hep iyilik yapmaktı.

Bayramlarda bahar gibiydik. Çiçek gibi giyinirdi insanlar… Saksıdaki çiçeklerle dolu idi evlerimiz. Pazeni kışın, basmayı yazın giyerdik. Nasılda güzeldi elbiselerimiz. Kumaşlar doğal, insanlar doğal, saygılı ve dürüst. Bembeyaz ve sabun kokardı çarşaflarımız. Maziye gömüldü hepsi… Bu güzellikler yok oldu. Yerini başka şeyler aldı. Hiçbir şey eskisi gibi değil. O zamanları bugün kırk yaşın altında olanlar bilemezler. Ömür dediğimiz, farkına varmadan yitip giden zaman… Şimdiki jenerasyonun ileride çocuklarına anlatacak böyle güzel anıları olmayacak. Onlar cep telefonlarından ve bilgisayardan aldıkları mesajları anımsayacaklar sadece.

Murat AVCI

  

 

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar