İstanbul
BIST9548.09
DOLAR32.5323
EURO34.5838
ALTIN2484.4
BTC/USD63921.76
MURAT AVCI

MURAT AVCI

Mail: avci.murat@gmail.com

ÖNLÜKLERİMİZ SİYAH YAKALARIMIZ BEYAZDI

Bizler çamurlu köy yollarını aşındırarak, büyük bir heves ile okula giden bir nesildik… Bazılarımızın ayağında lastik ayakkabılar, bazılarımızda da yamalı pantolonlar… Öğretmen hem anneydi, hem baba… Bizler sobalı sınıflarda okuduk. Soğukta donan o minik elleri sobaların önünde ısıtırdık… Verilen ödevleri yapmak için kütüphanelerde saatlerce ders çalışırdık.. Çok mutluyduk. Sınıflar kalabalıktı. Arkadaşlarımız ailemiz gibiydi. Hiçbir arkadaşımın ayakkabısına bakmaz marka ismi bilmezdik. Bazen pikniğe giderdik herkes bir tabaktan yerdi. Babalarımızın ne iş uğraştığını hiç sormadık biz sadece arkadaştık. Sınıfımız bazen soba isi kokardı. Paltolarımız üst üste asılıydı. Kişiye özel dolaplarımız yoktu. Yıllar geçti hepimiz büyüdük farklı meslek gruplarına yönelenler oldu. Evlenenler, yaşamını yitirenler ya da hakkında hiç haber alamadıklarımız. Biz siyah beyaz dünyanın çocuklarıydık…

Okuldan eve gittiğimizde annelerimizin yine soba üstünde pişirdiği o lezzetli yemekleri yiyor, sonra yine annelerimiz tarafından evde dikiş makineleriyle dikilen o çizgili pijamamızı üzerimize giyip başlardık öğretmenin verdiği ödevleri yapmaya. Bazen elektrikler giderdi, bu kez gaz lambası önünde derslerimize devam etmek zorunda kalırdık. Bu durum bile bize mutluluk veriyordu… Öğrencilik yıllarımızın tek renk  forması olan önlük 1930 yıllarda ülkemize girdi. Siyah önlük beyaz yaka tek tip okul birliğini sağlamak amacıyla kullanıldı. Asıl amaçlarından biri çocuklar arasında zengin fakir ayrımı olmadan okulda sağlanacak bir düzendi. Dünyada yaşanan ekonomik krizin de etkisiyle, öğrencilerin kıyafetleri en basit ve ucuz kumaş olan krizetten siyah önlük, beyaz yaka, siyah ayakkabı oldu. Yoksulluğu örten bu kıyafet 1990’lı yıllara kadar kullanıldı. Okullarda siyah önlük zorunluluğuna 1989-1990 eğitim-öğretim yılında, yayımlanan genelgeyle son verildi.

Şimdi bakıyorum her çocuk marka giyiniyor. Okula serbest gidiliyor her evde internet bilgisayar var. Kaynak sıkıntısı yok. Ama ders yaparken sıkılan çocuklar okula gitmek istemeyenler onu geçtim. Başarısı düşük bir nesil yetişiyor. Hayalleri yok. İdealleri yok. Ders çalışmayı sevmiyor gelecekten beklentileri yok. Bir çocuğa her imkânı sunmak onun için yeterli bir gelecek teminatı mıdır? Ya anneler ve babalar çoğu çalışıyor çocuklarına ayıracak beş dakikaları yok ama internette arkadaş toplantılarında geçirecek bolca vakitleri var. Biz onlar için çalışıyoruz. Çalışmak imkan sunmak yeterli mi ? Bence iyi bir anne baba nasıl olmalı sorusunu kendilerine sormalılar.

Kim ne derse desin ben siyah beyaz dünyamda mutlu bir çocukluk geçirdim. Yetişkinim gelecek kaygısı şuan hiç bitmiyor gündem sürekli değişiyor ben sadece izliyorum. Hayalleri olan çocuklar çok olsun istiyorum yüzlerindeki gülümseme hiç bitmesin…

Murat ACI

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar